
istiklal'deydim bugün akşamüstü. bir kadın gördüm, zikzaklar çize çize ilerliyordu insanların arasından.. kalabalıktan nefret ettiğini sandım önce yüzündeki ifadeden. sonra dikkatle bakınca anladım ki, o kalabalıkta kaybolmak ona iyi geliyordu. görünmez olmak gitgide.. ve daha da dikkatle bakınca içine akıttığı gözyaşlarını gördüm. dokunmak istedim o damlalara. olmadı, akmıyorlardı çünkü, artık.. o kadın bendim sevgilim. sonra.. eve geldim. müjgan'ı da çağırdım. bir kazan un helvası kavurduk. birer tabak yedik. geri kalanını da üsküdar'ın kedilerine dağıttık. "Allah razı olsun abla" dediler. "Bir fatiha okuyun kafi" dedim. "rahmetlinin ruhuna". bugün sene-i devriyen sevgilim. geçen sene bugünlerdi, ölmüştün, öldürmüştün kendini, bendeki.. veda bile etmeden.. hatırlar mısın sen de o günü? düşünmeden çekip gidişini.. bende bana yetecek ben bırakmayışını. şimdi çaldığın "olmasaydı sonumuz böyle"ler bana mıdır acaba.. hala sorar dururum, bende miydi kabahat diye, diye.. yine sordum, müjgan belli ki üzüldü. ama kızmış gibi yaptı, "tamam, helvayı da kavurduk, dağıttık, daha ne istiyorsun??" dedi hiddetlenmiş gibi yaparak. "bir de, o mahur besteyi çalsan, ağlaşsak yine" dedim. rahmetlinin ruhuna.. kabul etti, sıkılmış bir edayla. ama sıkılmadan ağladı sonra.. vardı onun da yaraları, bereleri; bolca..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder