28 Şubat 2010 Pazar

prison break



aaaa ama!!
yok ayarım işte..
aramayın bir sebep.
gelmediysem gelmedim, ne söylediysem söyledim.
evet. onu da sevdim. beğenemediniz mi?
onu da sevdim, öbürünü de.
ikisi de bana göre değildi. ok.
ama kalbime göreydiler.
ruhuma da göreydiler.
çok ben'dendiler. benliğimdeydiler. tam benlik değilseler de. değilseler de değildiler.
sormadım kimseye.
it's my life.. it's now or never.

23 Şubat 2010 Salı

more summer wine?



yazsam hep seni. zamanın farkına varmadan. yaşımın ayırdına varmadan.
sonra kokun gelse burnuma tekrar. aylardan sonra. aylardan sonra yine çıkıp gelsen. ama ya beni bulamazsan..
zile basıp kaçsan, çocuklar gibi. cama çıksam, göremesem seni. ölürüm ki ben....................................
ve ben yokum artık sevgilim..
yokum bu oyunda.
kime istersen ona zarar ver artık. ben yokum.
ama dokunduğun yerler hala var. etrafımda. oturduğun, başını yasladığın. benim başımı yasladığım. senin yanında.
ama bir varmışım, bir yokmuşum işte.
masal kıvamında. şubat kıvamında. acı tadında. hicaz makamında herşey artık.

sır



"Nuh gemisine almadı beni; tektim çünkü.

Elendim ve elenişim sırrını sulara gömdüm.

Sahilsizdim. Hakikat gibi.

Bir türlü göremedi dünya, ben bir hakikat idim."

Dücane Cündioğlu, Hz. İnsan

will it be same?...



"would you know my name if i saw you in heaven?" said little prince.. just said, said, sad...

22 Şubat 2010 Pazartesi

bandare



hadi elleri görelim!!! rebel moves çalıyor şuan, bandare.. adının hayal kahvesi olduğunu sandığım bir evdeyiz. ben ve kafamın içindekiler.. aa siz; hoş çocuk, dışında kaldınız maalesef kafamın. ne acı...ve sizler de çalışılması gereken dersler.. üzüldüm hepiniz için. nasip. kısmet. olmadı, tekrar deneyin aradığınız kişiye ulaşılana kadar...

21 Şubat 2010 Pazar

olmasaydı sonumuz böyle..


istiklal'deydim bugün akşamüstü. bir kadın gördüm, zikzaklar çize çize ilerliyordu insanların arasından.. kalabalıktan nefret ettiğini sandım önce yüzündeki ifadeden. sonra dikkatle bakınca anladım ki, o kalabalıkta kaybolmak ona iyi geliyordu. görünmez olmak gitgide.. ve daha da dikkatle bakınca içine akıttığı gözyaşlarını gördüm. dokunmak istedim o damlalara. olmadı, akmıyorlardı çünkü, artık.. o kadın bendim sevgilim. sonra.. eve geldim. müjgan'ı da çağırdım. bir kazan un helvası kavurduk. birer tabak yedik. geri kalanını da üsküdar'ın kedilerine dağıttık. "Allah razı olsun abla" dediler. "Bir fatiha okuyun kafi" dedim. "rahmetlinin ruhuna". bugün sene-i devriyen sevgilim. geçen sene bugünlerdi, ölmüştün, öldürmüştün kendini, bendeki.. veda bile etmeden.. hatırlar mısın sen de o günü? düşünmeden çekip gidişini.. bende bana yetecek ben bırakmayışını. şimdi çaldığın "olmasaydı sonumuz böyle"ler bana mıdır acaba.. hala sorar dururum, bende miydi kabahat diye, diye.. yine sordum, müjgan belli ki üzüldü. ama kızmış gibi yaptı, "tamam, helvayı da kavurduk, dağıttık, daha ne istiyorsun??" dedi hiddetlenmiş gibi yaparak. "bir de, o mahur besteyi çalsan, ağlaşsak yine" dedim. rahmetlinin ruhuna.. kabul etti, sıkılmış bir edayla. ama sıkılmadan ağladı sonra.. vardı onun da yaraları, bereleri; bolca..