üzerinden bir hafta geçmesi gerekti, herşeyi kafamda toparlayıp-yazabilmem için..
toparlayabildim mi, orası muamma..
şinasi'nin düğününe gittim, geçen cuma..(şinasi: sadece bir takma ad)
aylardan sonra aradı beni ve düğününe çağırdı!!
-eee, şey.. nasılsın? hmm.. ben de iyiyim.. bunca yaşanmış şey var aramızda.. onların hatırına.. belki bu mutlu günümde yanımda olmak istersin diye düşünmüştüm.. hee şey, edie arayıp çağıracaktı, ama gelinlik provaları falan, yoğun biraz şu sıra, onun da selamı var.. (edie: sadece bir takma ad, onun için uygun olduğunu düşündüm)
hmm tamam o zaman, cuma günü görüşürüz...
bu ne be, ayıptır günahtır.. neyse ne pahasına olursa olsun gidicem dedim, kafama koydum yani.. baştan müjganla mı gitsem dedim. sonra düşündüm ki, çok loser bir hal bu, ama erkek arkadaşım felam da yok. aldım elime telefonu, rehberi gözden geçirdim. en uygun adayın şemsi olduğu yargısına vardım. (şemsi: yakın bir arkadaşım, sadece bir takma ad)
cuma öğleden sonra kuaföre gittim. kumral buklelere sahiptim artık. french de yaptırdım. bukle ve french, şinasi'nin en sevdiği ayrıntılar. en siyahından göz makyajıyla olayı tamamladım. şinasi'nin öldüğü ayrıntı.
kendim evlensem bu kadar güzel olamazdım. şemsi saat 8 sularında beni evden aldı. hakkını billahi ödeyemem. yanında çakma bir tektaş getirmiş. taktım ayıp olmasın diye..(!) salona giricez, ben zangır zangır modundayım. o gelinlik benim üzerimde olmalıydı çünkü. elini tutmam gerek şemsi dedim. yoksa düşerim, gerçekten. topuklulardan değil, başım dönüyor, sinirden..
öyle işte, girdik. tebrik ettik. mutlu gözüktük. gelin çirkindi.!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder